Merhabalar.Muhtemelen burada paylaşacağım ilk yazım olacak.Uzun zamandır ''beyinsel'' olarak yatırım yaptığım bir projenin parçasıdır.Lütfen yorumlarınızı esirgemeyin.İyi veya kötü her yorum benim için çok ama çok önemlidir.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
23. Grillbound caddesinin tozlu,parke taşlı yolları kalabalıktı.Balıkçı tüccarlar kağnı ve at arabaları ile günün mahsülünü Pazar Yeri'ne taşıyor,etrafta atları ile kol gezen Mavi Kuşaklı Şövalyelerin zırhlarının ışıkları her zamanki gibi duvarlara yansıyor,ellerinde eski,deri bir top ile koşuşan sokak çocukları,her zamanki gibi atlıların arkasına takılıyordu.
Bir anda,elindeki bir kaç kilo tahıl'ı satmak için bas bas bağıran bir tüccarın tezgahının yanında,siyah,geniş cüppeli ve aynı renkte derin kukuleta takan biri gözüküverdi.Boyu normal bir insan boyundan hafif daha uzundu.Uzun saçlarının uçları kukuletasının dışına sarkıyor,her adımında adeda bir sanatmış gibi,aynı şekilde sallanıyordu.Ayakkabıları deri ve temizlenmiş idi.Cilalanmıştı.Ayakkabılara cila sürmek,normal bir Airenera Vatandaşı için gerçekten iyi bir lükstü.Ama işin farklı olan tarafı,cüppeli adam,bir vatandaş değildi.
Karşıdan gelen Mavi Şövalyeleri görür görmez,cüppesinin içine dahada gömüldü ve sağ eli ile önünü kapalı tutarak, Kırmızı , ipek kaftanının gözükmemesini sağladı.Tedirgindi,olağandan çok tedirgin.Atlılar geçtikten sonra arkasına defalarca kez bakmıştı.Sonunda tatmin olmuş ve iki katlı,ahşap bir tüccar evinin kenarındaki dar sokağa girdi.
Arkasına bir kez baktıktan sonra kukuletasını çıkardi ve uzun saçlarını salladı.Bu Sallex Vernes'ti.Airenera Yüksek Meclisinin,Saygın Üyeleri'nden.
Etraf pisti.Kim bilir kaç gün önceden yağmış olan yağmurların suları,dar sokağın,bozuk yollarındaki çukurlara,deliklere dolmuştu.Etrafta çöp kokusu vardı.
Bir arka bahçe duvarının yanındaki çöp kovasından sola döndü.Nerede ise elli metre yürüdükten sonra,önüne bir kaç boş,tahta sele çekilmiş bir kapıya vardı.Seleleri ayağı ile hafifçe itti.Ardından kapının kolunu çevirerek içeri sadece kafasını soktu.
Karanlıktı,kafasını sokup baktığı koridorun sonunda bir ışık vardı.Muhtemelen Luxem'in bulunduğu yerdi.Arkasını bir kez daha kontrol ederek kapıyı yavaşça kapadı.Çıkan ses bir anda bütün koridoru doldurdu.Ardından emin ve yavaş adımlar ile koridorun sonundaki ışığa doğru yürümeye başladı.
''Geç kaldın,Sallex'' diye alaycı bir tavır ile gülümsedi Luxem.Elinde günlük ''Airen Post'' gazetesi vardı.Ayaklarını yanındaki büyük tahta masaya dayamıştı.Toparlandı ve gazetesini katlayarak hemen , şöminenin yanında oturan siyah,uzun saçlı bayana baktı.'' İstermisin Cathy ?''.
Ellerini törpü etmekle meşgul olan bayan kafasını kaldırdı ve istemsizlik ile cevap verdi.''Hayır Luxem ,belki sonra''.
Oda,küçüktü.Fakat koridor ve dışarı sokağa kıyasla bir hayli düzgün ve kaliteli idi.Duvarları boyanmıştı.Dikdörtgen şeklinde idi.Odanın en doğusunda,duvarda yeni yapılmış şömine vardı.Etraftada her duvar için üçer üçer asılmış olan büyük mumlar.Hepsi yanıyordu.İçerisine sarı renk hakimdi.
Sallex,pelerinin çıkartıp,kukuletasından , askılığa aslı.Ayaklı ve ahşap bir askılıktı bu.Sallex bir an için durdu ve etrafındaki iki kişiye baktı.Luxem'in birşeyler anladığı ap açık ortada idi.Eli ile ne olduğunu öğrenmek için garip bir işaret yaptı.Sallex konuştu
''Söylermisin,Mavi Kuşaklılar ne zamandan beri şehrin bu tarafında devriye gezmeye başladılar ?''
''En son iki gün önce katledilen balıkçıdan beri'' diye cevabı yapıştırdı Luxem.''Neden geçip oturmuyorsun Sallex ?''.Sallex bir an için huzursuz bir bakış attı.Sandalyeyi çekerken gözleri kız kardeşinde idi.
''Eee Catherine,söylesene bugün neler yaptın ?''.
Catherine elindeki törpü aletini yere bıraktı.Ve kafasını kaldırarak Sallex'e döndü.Saçları uzun ve kızıl renkli idi.Gözleri yeşildi.İnce bir burnu ve küçük gözleri vardı.
''Her zamanki gibi ''ağabeyim''..'' dedi dalgacı bir eda ile.
''Her zamanki hali'' dedi Luxem gülerek.Yanındaki şarap dolu kadehten bir yudum almıştı.
''Amacından uzaklaşmaya başlıyorsun Catherine,seni Airenera'ya getirmemin sebebini sende biliyorsun değil mi ?''.
Catherine biraz gülümsedikten sonra ayağı kalktı.Ayağında uzun ve ince topuklu kızıl bir bot,deri,siyah,dar bir pantolon ve birde sarı renkli , bol bilekli bir gömlek vardı.Yavaş ve manalı adımlar ile Sallex'in yanına geldi.
''Demek öyle sevgili ağabeyim,fakat bundan önce neler yapmış olduğumu unutmazsın sanırım ha ? Hani,şu öldürülmüş nerede ise 175 kişiden bahsediyorum ?''.
''Bunlarla bir ilgim olmadığı hususunu senin ile daha önce konu--''.Bir anda ince,baş parmağını Sallex'in dudağının üzerine yumuşakça koyuverdi ''Şşşş...Hiç beklemediğin bir yere delil bırakıp ardından bu şehri terk edemeyeceğimimi sanıyorsun ?''
Sallex,Catherine'in bileğini sıkıca kavradı ve parmağı dudağından uzaklaştırarak hızlı bir şekilde ayağa kalktı.Sadece öfkeli bir şekilde Catherine'in yüzüne doğru bakıyordu.Catherine'in gözlerini kırptı ve sırıttı.Sallex,çocukluğundan beri Catherine'in bu sırıtışının ardından neler olduğunu bilirdi.
Catherine,belindeki siyah saplı,ince bıçağı çekti.Bileylenmişti,aynı zamanda parlıyordu.Elinde kılıcı iki kere yavaşça çevirdikten sonra başını Sallex'e yanaştırdı ve Luxem'in görmemesi için sol omuzundan tutarak nazikçe geri çevirdi.Sallex,Luxem'in yüzüne hayretler içinde bakıyordu.Luxem'in durumuda aslında ondan pek farklı değildi.
Bıçağı aldı ve ucunu,narince,ağabeyinin traş olmuş yüzünde,kulağına kadar sürttü.En ufak bir sıyrık yoktu.Ardından , sessizce konuştu. ''Dediğim gibi,ağabeyim,sonuçta bu işi yapacağımı sende biliyorsun.İnan bana gökyüzünde kocaman bir kartal ile uçan yeniyetmeden hiç ama hiç korkum yok.Fakat sende o zamana kadar hareket ve laflarına dikkat et ki,o temiz ve güzel yüzüne kötü şeyler olmasın.''
Sallex'i hızlıca geri itti.Ardından Luxem'e döndü.''Eh,o halde sizlere iyi çalışmalar.Merkezde biraz işim var,geceye dönerim.''. Döndü ve odanın sağ üst köşesinde duran başlıklı,siyah pelerinini aldı.Sallex hala ona bakıyordu.Şaşırmıştı,dona kalmıştı.Sırtına bir mızrak saplanmış gibi idi adeta.Kardeşi ona onca kötülük yapmıştı,fakat,onun bu sefer verdiği mesaj,eskiden rastladıkları gibi değildi.Catherine kapıyı yavaşça kapattı.Çizmesinin topuklarından çıkan sesler uzaklaştı ve dış koridorun sonundaki kapının açılıp kapanma sesinden sonra kayboldu.
Sallex,kaskatı bir şekilde başını yavaşça Luxem'e çevirdi.Luxem gülüyordu fakat bunu belli etmemek için ağzını ,eli ile saklamaya çalışıyordu.
''Sen neye gülüyorsun ha ?'' dedi Sallex,ciddi bir ton ile.Luxem elleri ile onaylayıp susmaya çalıştı.Kısa bir süre de olsa sessizlik ile durdu düşündü.Ardından tekrar sandalyesine oturdu ve kollarını masaya uzattı.
''Catherine'in en büyük kozlarımızdan biri olduğunu biliyorsun değil mi ?'' dedi Luxem,ürkek bir ses tonu ile.Her zamanki gibi bir şeyleri berbat etmek istemediği belli idi.Sadece dile getirmek istemişti.Neyse ki Sallex'te anlayışlı davrandı.
''Evet....farkındayım''.
Odayı tekrar bir sessizlik aldı.Bu düşüncelerinden kurtulup Luxem'e döndü.''Eee,bu gün neler var ?''.
Bir an için sesini temizledi Luxem,ardından normal ve ince ses tonu ile konuştu.''Pek birşey yok.Her zamanki Ahn'thar zırvaları işte.Tüccarların dediğine göre Seth'Ambrad'da birliklerini toplamaya başlamış.Kısa sürede sayıları bin,hatta bin beşyüze ulaşır diyorlar.''.
Sallex,göz bebeklerini hafifçe büktü.Ardından,Luxem'in elinde olan kağıtları hızlıca aldı ve incelemeye başladı.
''Bin beşyüz tane Gök Süvarisi.Ve hepside en iyi dereceden eğitim almışlar.Ne diyorlardı şunlara ... ?''
''Temp'han'',diye atıldı Luxem hızlıca.
''Her ne ise,mühim olan vaziyet.Ve görünüşe bakılırsa hiçte iyi değil ha ? Seth'Ambrad'daki elçiden her hangi bir olumlu cevap aldık mı ?'' dedi Luxem'e bakarak.
Luxem gözlerini aşağı kaydırdı ve cevap verdi.''Ne yazık ki,hayır.Elinin kolunun bağlı olduğu,ve şu Temp'hanların kapısının önünde beklediğini,giren çıkan her belgenin okunup kontrol edildiğini mesajını gönderebilmeyi başarmış ancak.''
Cevap üzerine,Sallex elindeki kağıtları masanın üzerine bıraktı ve geriye yaslandı.''Bak sen şu işe...Demek Seth'Ambrad ile olan bağ kesildi ha ?''
''Kısmen...'' dedi Luxem ayağı kalkarak.Duvarın arkasındaki küçük kitaplıktan bir ''Krallık Tarihi'' kitabı aldı ve tekrar masaya oturdu.
''Şu Temp'ahn'thar denen çocuk,adı ne imiş ? Herhangi bir bilgi varmı ?''
''Nadeas'',dedi Luxem sayfaları çeviririken.Kıtabın sayfaları eski ama yazıları hala okunabilecek gibi idi.
''Nadeas ha ? Tam bir Airen'li ismi zaten.Şehirde bir sor bakalım ismini işitmiş olan birileri,akrabası,tanıdığı varmı imiş ?''. dedi ve Luxem'e döndü.Luxem,kitabın sayfalarını çevirmek ile meşguldü.
''Ne halt ediyorsun sen ?'' dedi Sallex şaşkınlıktan sağ gözünü kısmış ve başını kenara eğmiş bir şekilde.
Luxem bir an için duraksadı.Ardından yavaşça kafasını kaldırarak derin bakışları ile Sallex'in yüzünü süzdü.''Acele etmemiz gerek,biliyorsun Sallex,Hiç Tarih dersine girdin mi ?''
''Kısmen'' diyerek başı ile onayladı Sallex.Ardından Luxem kitabı çevirdi ve Sallex'in önüne koydu.
'' 23. KONSEY BASKINI VE YÖNETİM İHTİLALİ''
Yüz kırk yedi yıl önce Temp'ahn'thar Eld'irath tarafından düzenlenen Darbe saldırısıdır.Saldırı tamamen Airenera Krallığını yanlış ellerden kurtarmak adına düzenlenmiş olup,barış amaçlıdır.Saldırı sırasında 171 konsey üyesinin yaşamına son verilmiş.Halk tarafından yeni bir düzen kurulana kadar Eld'irath,Airenera Krallığının yönetimini Tempus Arc'anum'a bırakmıştır.''



Alıntı ile Cevapla

