Forum Ana Sayfa | WoW-TR Ana Sayfa | Guild Armory | Talent Hesaplayıcı



Arama Özel Mesajlar Profiliniz Gruplar WoW-TR
+ Konuyu Cevapla
Toplam 3 sonuçtan 1 ile 3 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Saray; Bahran da son şafak...

  1. #1

    Üyelik tarihi
    10 2010
    Mesajlar
    1,105
    İsim
    Bekrai 
    Irk
    Draenei 
    Class
    Shaman 
    Level
    85 
    Realm
    Bladefist 

    Standart Saray; Bahran da son şafak...

    -Kendimde değilken çok fazla şey gördüm, Elen… Aralarında sende vardın… ama şu an anlıyorum ki aslında ben ruhlar tarafından hiç kutsanmamış bir şamanım… gördüğüm tüm öngörüleri bana ya düşmanlarım yada iblisler göstermişt… aslında ruhlardan hiçbirşey öğrenememişim… ben bir zorbayım Elen… elementleri zorladım. Nice kutlu üstadın ve kadim ruhun öğretisine karşı geldim… ben bir zorbayım Elen, ZORBA!

    Elen bir taraftan elindeki kasedeki çorbayı Bekrai’ye içirirken diğer taraftanda onu teselli etmeye çalışıyordu. Sıcak çorbadan aldığı kaşığı soğuttu ve Bekrai’ye içirirken konuştu;
    -Hayır majesteleri. Siz bu gezegenin gördüğü en büyük şamansınız. Kadim Go’el dahi sizin seviyenize ulaşamamıştır. Ayrıca ruhlar sizi kutsamamış olsa nasıl buralara kadar gelirdiniz ki? Hepsini geçtim… siz bizzat Işık tarafından kutsanmışsınız. Gözlerinizdeki izler bunu işaret etmiyor muydu? Ayrıca bunu yeterince kanıtlamadınız mı?
    -Ben.. ben bilemiyorum Elen…

    Elen’nin ona uzattığı kaşıkta ki sıcak çorbayı geri çevirdi. Yüzünde buruk bir gülümseme vardı.
    -Elen… beklide haklısındır. Ama bu yaşananlar haklı olmadığını kanıtlıyor bana. Eğer Işık gerçekten beni seçmiş olsaydı bana karşı koyamayacağım bu gücü düşman etmezdi. Kaldı ki bu güç Işık’ın emri ile geldiğini iddia ediyor… Ben…

    Yine öksürmeye başladı. Elen hemen elini yakmasın diye kasenin altına koyduğu bezi ona verdi. Bekrai azını kapattı ve adeta organlarını kusarcasına öksürmeye devam etti. Birden durum tersleşti. Bekrai durmuyordu…
    -Yetişin!!! Hekim!!!

    Hekimler odaya girdi. Elen elindeki kaseyi yatağın başındaki sehpaya bırakıp hekimlere işlerini yapmaları için geri çekildi. Bekrai’nin ve onun gözleri kesişti kalabalık hekim grubunun arasında… Bekrai’nin içini derin bir korku sardı o an. Zuli’jin e baktığında içini kaplayan korkuydu bu. Birden fırladı Bekrai, avazı çıktığınca bağırdı Elen’i boğazlamak istercesine. Herkes birden dondu kaldı. Elen’de şok olmuş Bekrai’ye bakıyordu.

    Ve tükendi İmparator’un gücü, yığıldı yumuşak yatağının içine, derin bir uykuya daldı…

    -Nasıl oldu bilmiyoruz prenses hazretleri. Zehir birden tekrar beynine nüfus etmiş. İmparator yine komaya girdi…
    -Rezalet… onca hekimin onca ilacın arasında REZALET!!!

    Elindeki kadehi sertça yere vurup baktı Med’an nın yüzüne. İhtiyar gözlerini yere çevirdi. Arethna gözleri fal taşı gibi açılmış bir şekilde prensesi ziliyordu.
    -Kendine gelebilecek mi?
    -Ümitsiziz prenses hazretleri.

    Eitar, Arethna’nın yüzüne baktı.

    Yıllar yaşlandırmıştı onuda. Bekrai’nin aksine o ölümsüz değildi. Kaldı ki Bekrai’nin dahi saçlarında beyazlar vardı bu baskılardan dolayı. Zavallı orc 17 yaşından beri peşinden koşup durmuştu Bekrai’nin. Parlak yeşil teni sararmış, gür siyah saçları hafif kırlaşmış ve seyrekleşmişti. 50’sine gelmiş orc yıllardır içinde hissetmediği o alevin Eitar’ın gözlerinde tekrar gürlediğini fark etti. Bekrai, İmparatorluğunu kurarken eksik etmemişti bu alevi yüreyinden. Uzun yıllar sonra ilklez parlamıştı tekrar…
    -Komuta bende Arethna… sefer şafakta burada olacak. Tez vakit sıralanın surlara… Çekilebilirsiniz…
    -Emredersiniz haşmetlim.

    Sert bir asker selamından sonra çekildi Arethna. Med’an nın yüzü bem beyazdı. Anayasaya göre Eitar’ın hiçbir hükmü yoktu devlet üzerinde. Ama şu an Arethna ona sanki Bekrai’ye hitap edermiş gibi davranıyordu.
    -Sende… dedi Eitar.

    İçi titredi ihtiyarın. Oda yavaşça geri çekildi…
    …………………

    -Drom Hal!
    -Drom Hal!

    Büyük Şef selamların arasında kampa girdi. Gözleri Sultan’ı arıyordu, neyazık ki Sinkrai hala acemiydi. Onu karşılamaya gelmemiş onu çadırında bekliyordu. Oysa ki bilmiyordu kim olursa olsun eğer Savaşşefi otağını kurmuşsa herkes selamlamaya ona gelir o gitmez…

    Drohum yılların devlet adamıydı. Sinkrai’yi de doğduğundan beri tanırdı. Mazur gördü bilgisizliğini, onu ziyarete gitti.
    -Lock’Tar Sultan Bekrai..
    -Sanada selam olsun büyük Drom’Hal.

    Ayakta sarıldılar. Sinkrai ona bir minder gösterdi. Çadırının önündeki sofraya oturdular. Oda tam Drohum’un yanına oturdu.
    -Sizi hep takdir etmişimdir büyük Drohum. Şükürler olsun ki sizi tekrar gördüm.
    -Müşterikiz Majeste. Bende sizin hayatınız için endişeliydim heleki İmparatoriçe’ye olanlardan sonra…
    -Efendim? (ayağa fırladı Sinkrai, Drohum birden afalladı, anladı ki kara haber busefer tez duyulmamıştı)
    -Madem hala haberiniz yok beden duyun majeste. Yaklaşık bir hafta önce İmparatoriçe idam edildi…

    O an durdu dünya… Sinkrai konuşmayı deneyemedi bile. Toprağa saplanmış Küleden’i aldı aline. Bir hışım gitti beyaz atınına bindi. Tüm otak ve kamp ona bakıyordu.
    -Sürün Tawereth’e!!!!

    Bu ne hız? Bu ne kin? Drohum sadece 5 dakika önce gelmişti. Olaylar nekadar hızlı gelişti böyle? Kimse ne olduğunu ne yaptığını bilmiyordu. Eline kılıcını alan takıldı Sultan’ın peşine. Plan ve stratejiler zaten hazırdı haftalar öncesinden. Ve Sefer Ordusu hızla toparlandı. Nihayet başladı son yürüyüşleri. Bu son yürüyüş beklide Azeroth’un yeni ilklerini başlatacaktı…

    ………………………..

    Magerium..
    -Şu kubbeyi yeniden inşa etmekle başlayalım. İyice araştırın bakalım hangi kitaplar kurtulmuş.
    -Emredersini Med’an hazretleri…

    Med’an harap olmuş ve küle dönmüş kolon ve kitapların arasında kendi odasına ilerledi. Eski odasına… asası ile önündeki kitapları kenara iterek kapının önünü açtı. Taş kapıdaki sihride bozmuştu yangın. Kapı kendiliğinden açılmadı. Bir büyü ile parçaladı onu. Odası sağlamdı. Kitapları bozulmamıştı. Aslında her şey fazla yerli yerindeydi. Belikli Medivh oraya zarar gelmesini istememişti. Masasına ilerledi. Üzerinde ki evrakları kontrol etti.

    Ve bir ürperti sardı içini. Çekti belindeki hançerini bakmadan fırlattı arkasına. Ama arkasındaki temkinliydi, daha da önemlisi ondan daha kadimdi… elf hançeri havada yakaladı. Med’an konuşamadı;
    -Sen? Dedi sadece…

    Tanıdıktı karşısındaki yüz. Büyücü Bekrai idi. Elf hançeri yakaladığı hızla etrafında bir döndü, kuvvetini arttırarak aynen iade etti ihtiyara. Hançer tam boğazına sapladı ve iki yüz yıllık Med’an sonunda devrildi.

    Asası düştü elinden. Sonra düzlerinin üstüne düştü. Boğazından kanlar fışkırıyordu. Ak sakalı kızıla dönmüşrü. Ve sonra o yorgun gövdesi de yerle buluştu…

    -REZALET!!! Onca korumanın içinde. Burası Bahran Sarayı! Doğrusilah Hanedanı’nın evi burası. Ne yani hayatımız bukadar mı basit! Söyle bana Med’an nasıl?
    -Prenses hazretleri. Çok uğraştı hekimler. Efendi Med’an da çok direndi lakin…

    Eitar’ın içinde bir den küçük bir hüzün belirdi. Onu son gördüğünde azarlamıştı çünkü. Neticede o bir kadındı ve duygusaldı. Nerdeyse ağlayacaktı. Arethna’nın da aynı durumda olduğunu gördü. Ve kadınlık yapmanın vakti olmadığını anladı.
    -Kaybımız büyüktür. Efendi Med’an İmparatorluk’a büyük hizmetleri olmuş, dahası bana çocukluğudan beri akıl hocalığı yapmış bir bilgeydi. Lakin oturup yas tutma vakti değil. Sefer yarın saldırıya geçecek ve donanmanın gelmesi için bir gün daha dayanmalıyız. Trisfal Sancağına haber uçurun. Son Trisfal Bekçisi oraya defnedilecek. Hemen yola çıkarın naşı. Çekilebilirsiniz…
    part1:
    http://forum.wow-tr.com/threads/6354-Saray-Hainler.
    part2:
    http://forum.wow-tr.com/threads/6383...1937#post41937
    part3:
    http://forum.wow-tr.com/threads/6467...2269#post42269
    part4:
    http://forum.wow-tr.com/threads/6578...2926#post42926
    part5:
    http://forum.wow-tr.com/threads/6764...3874#post43874
    part6:
    http://forum.wow-tr.com/threads/7026...ed=1#post45886
    part7:
    http://forum.wow-tr.com/threads/7089...6365#post46365
    part8:
    http://forum.wow-tr.com/threads/7152...6782#post46782
    part9:
    http://forum.wow-tr.com/threads/7188...7063#post47063
    part10:
    http://forum.wow-tr.com/threads/7228...7360#post47360

    Sonraki;
    part11; http://forum.wow-tr.com/threads/7280...7758#post47758
    Konu Athenhotep tarafından (01-10-2011 Saat 15:42 ) değiştirilmiştir.
    Unbroken everything that is, is alive!
    Gilneas will never forget you, Forsaken...


  2. #2

    Standart

    Ellerine sağlık. Çok güzel ve sürükleyici bir çalışma olmuş. Eitar idareyi iyice eline aldı bakalım sonra ne olacak. Med'an'ın ölmesine üzüldüm. Bu Bekrai denen elf büyücü yine ortaya çıktı bakalım neler olacak?
    Anu belore dela'na! Selama ashal'anore! Sin'dorei!

    REMEMBER THE SUNWELL! FOR THE GLORY OF QUEL'THALAS!

    FOR THE HORDE!



  3. #3

    Üyelik tarihi
    10 2010
    Mesajlar
    1,105
    İsim
    Bekrai 
    Irk
    Draenei 
    Class
    Shaman 
    Level
    85 
    Realm
    Bladefist 

    Standart

    evet ihtiyarın ölümü çok ani oldu bende üzüldüm dürüst olmak gerekirse
    enazından güzel bir mezarı olacak, savaş zamanı zor bulunan bişey bu.
    Konu Athenhotep tarafından (23-09-2011 Saat 10:23 ) değiştirilmiştir.
    Unbroken everything that is, is alive!
    Gilneas will never forget you, Forsaken...


+ Konuyu Cevapla

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok