65.Bölüm: Kalimdor’a dönüş.
-Umarım kayda değer bir iş başarmışsındır Med’an. Bu gezegen de daha önce buldukların gibi boş kaya parçalarından birisi ise halin yaman.
-Merak buyurmayın İmparator hazretleri. Bu sefer nerede ise Azeroth ile birebir bir gezegen bulduk….
-İsim koydunuz mu?
-Efendimiz İmparator’u beklememek nezaketsizliğini yaptım efendim evet. Ancak gelişiniz gecikince yapacak bir şey kalmadı.
-Ne koydun?
-Dünya (Earth) majesteleri.
-Dünya mı? Hadi ama Med’an, yaşlısın biliyorum ama bundan daha iyisini yapabilirdin.
-Aslında ismi ben koymadım efendim. Gardiyan Medivh bu ismi koydu.
-Baban mı? Kendisi nerde?
-Efendim kendisi…
Tam konuşacaktı ki Magerium’a geldiklerini fark etti. İşaret etti, ağır kapıları açmaya başladılar. Deepholme’e gitmekte kullanıkları portal aktifti. Herkes bir yana koşuşturuyordu. Öyle ki kimse durup doğru düzgün bir selam veremedi Bekrai’ye. Bekrai de onları fark etmedi zaten. Portalın tam önünde Medivh duruyordu. Portalı çevreleyen sütunları inceliyordu.
Bekrai yavaş yavaş ona yaklaştı. Belli bir mesafeye gelince durdu. Medivh’in onu fark ettiğini biliyordu. Ama hala ona saygısını sunmamıştı. Sinirine dokunmuştu bu hareket. Arethna’yı ufakça dürttü. Arethna’da başladı imparatorun tüm ünvanlarını saymaya. Güya teşrif ettiğini bildirecek sadece, ama işi gövde gösterisine çevirdi.
-……Kuzey Barrens’in İmparator’u, Hyjal Dağı’nın mülk sahibi ve Kalimdor Guruh’u nun Savaşşefi Bekrai Doğrusilah!
-Yanlışın var geç orc. (Bekrai birden kaşlarını çattı) Yeni Guruh artık İmparator’un emirlerine itaat etmiyor.
-Ne demek bu?
-Sevgili genç Bekrai… (kafasını yavaşça yana sallayarak acır bakışlarla Bekrai’ye baktı.) Eminim Orgrimmar Emiri Bozkurt Drohum’un isyanından ve kendisini Kuzey Guruh’un Savaşşefi ilan edişinden haberiniz vardır keza İmparatoriçe’nin de elinde esir olduğundan haberinizin olduğu gibi. Ancak daha başkente yetişmeyen vede Gümüş Taht’ı asıl tehlikeye sürükleyen haber güneyden yola çıktı.
-Laflarını geveleme ve çabuk konuş. Seninle uğraşacak vaktim yok.
Medivh yine Bekrai’ye sırtını döndü. Tekrar portalı incelemeye başladı.
-Aferin Med’an, tıpkı yıllar önce benim yaptığım portala benziyor. Siz ona ne isim vermiştiniz? Ahh.. evet Kara Geçit (Dark Portal). Keşke bende senin gibi beyaz taş kullansaydım. Ama o şartlar altında kendi kararlarımı almam oldukça zordu.
Bekrai iyice sinirlendi.
-Burada benimle muhatapsın büyücü! (diyerek Medivh’in üzerine yürüdü ve yakasına yapıştı)
Birden dumanlar içinde Medivh worgen halini aldı. Bekrai’nin bileğini kavradı ve sıkmaya başladı. Öyle güçlü sıkıyordu ki Bekrai acıdan diz çöktü. Tüm Magerium işini bırakıp İmparator’un diz çöküşünü izliyordu. Muhafızlar bile yardım edecekleri yerde secdeye kapanmışlardı. Medivh Düşmüş bir Gardiyan’dı, ama hala Azeroth’un su götürmez ölümsüz avcısıydı (Med’an kendini yeni gardiyan ilan ettikten sonra Medivh’e takılan bir isimdir). Nerede ise ikiyüz yıldır kimsenin onu görmemesine ramen efsaneleri dilden dile dolaşmıştı.
-Şimdi sen beni dinleyeceksin Draenei. Sultan II. Bekrai, namı değer Sinkrai, güney de Uldum’da sana karşı ayaklandı. Kendini Uldum’un ve üç çöllerin sahibi ilan etti. Prens Makhtar’ın ölümünü duyunca sadece bununla kalmayacak. Elf Kralı Kaldrassil ile bir ittifak içindeler. Kraliçe Luenna’nın sana yaptığı uyarıyı dikkate almadın ama benimkini alacaksın. Sen Bekrai, kendini Azeroth’un ve keşfettiğin tüm yeni gezegenlerin sahibi kabul ediyorsun ama daha kendi oğluna söz geçiremiyorsun. Sen Bekrai, namı değer Işık’ın Dokunduğu Seçilmiş… Sen sadece onu gören kişinin yanlış yorumladığı bir kehanet sonucu bu günlere geldin. İmparator Velen senin o olduğunu sanmıştı, oysa anlamadığı şey kurtarıcının sen olmadığın, senin soyundan gelecek biri olduğuydu.
-Yalan söylüyorsun! Ben Işık’ın varisiyim!!
-Sen sadece bir araçsın! Tarihe eli kanlı bir İmparator olarak geçeceksin. Sen Bekrai Doğrusilah birgün tıpkı benim gibi eski bir kitaptaki resimden öte bir şey olmayacaksın!
Sonra Bekrai’nin bileğini bıraktı. Tekrar insan formuna büründü. Yine portala bakarak sordu;
-Bu geçit nereye açılıyor?
-Bir çöle, dedi Med’an. Gezegende bulabildiğimiz en uzun nehirin kıyısına. (Nil nehri). Muhtemelen titanlar oraya geleceğimizi biliyormuş. Bize gezegenin bir haritasını bırakmışlar büyük bir kayaya.
Medivh derin bir nefes aldı. Yavaşça portala doğru yürümeye başladı. Tam bir adım kala durdu. Med’an a baktı. İki asırdır çatık olan kaşları ilk kez yumuşadı. Ak sakallı oğluna gülümsedi. Sadece birkaç saniye göz göze kaldılar, ama kim bilir neler neler konuştular. Sonra geçitten geçti. Küçük bir sarsıntı yaşandı. Ve portal birden kapandı. Sarsıntı giderek kuvvetlendi. Birden herkes kaçışmaya başladı. Magerium çöküyordu. Dev sütunlar geçidi param parça etti. Med’an hemen kontrolü eline aldı;
-Herkes dışarı! İmparator’u koruyun! (genç bir öğrencinin sesi duyuldu)
-Efendim kayıtlar!!!
Med’an masada duran kağıtlara baktı. Şimdiye kadar keşfettikleri her gezegenin adresi ve diğer kayıtları bu kağıtlardaydı. Onlara yöneldi. Tam birini eline almıştı ki kağıt kendiliğinden tutuştu. Elini yaktığı için hemen bıraktı onu. Diğer kağıtların üstüne düştü kağıt. Tüm kayıtlar yanmaya başladı. Med’an bunun babasının işi olduğunu anlayınca onları bıraktı ve kendini dışarı attı. İki kız öğrenci koluna girerek onu ayağa kaldırdı. Birden fark etti ki Bekrai tam karşısındaydı.
-Bana bildiğin her şeyi anlatacaksın eski dostum. Medivh bana söylemediği neler anlattı sana?
……..
Tunderbluff;
- Kan Toynağı Taurenlarının Yüksek Şefi, Trakha Güneşkalkan (Sunshield) ın oğlu İmparator Cairne Güneşkalkan. Ben Uldum ve Üç çöllerin Sultan’ı II. Bekrai Küleden (The Ashpringer), Sizi ve asil Tauren Paladinlerini Kutsal çağrıma davet ediyorum. Kalimdor’u zorbaların elinden kurtarmak adına, Kral Kaldrassin’in de desteği ile Başkent Tawereth’e yürüyeceğim. Işık’ın ve güney güneşinin adına çağrımıza uymanızını istiyoruz. Bahran düşmeli. Taurenlar işgal altındaki topraklarını geri almalı. Bunun için nekadar kan dökülecekse dökmeye hazırız. Gerek bizden gerekse kafirlerden. Kabul ediyorsanız cevap yollamak zahmetine girmeyiniz. Ordunuz ile 4 gün sonra bana Güney Barrens’te katılın. Kalimdor’da İmparatorluk olma hakkını kazanmış tek ırk Taurenlar olabilir. Aksini idda edenler Kalimdor’un adını kirletenlerdir.
Güney Güneşini teşrifinizle onurlandırın!
(The Flashing Crusade)
Elçi mektubu tekrar sardı ve Genç Tauren İmparatoru’na verdi. Zuli’jin in Uluşef olmasında büyük rol oynamış olan babası İmparator Trakha’nın ölümünden sonra Bahran ile ilişkiler iyiden iyiye bozulmuştu. Öyle ki Bahran, genç Tauren’nın İmparatorluğunu kabul etmemiş kendisine hep Yüksek Şef olarak hitap etmişti. Kendisi deli dolu bir paladin di. Genç yaşta başa geçmişti.
Mektubu bir hırsla birde kendisi okudu hemen. Oturduğu minderden kalktı. Çadırdan çıktı. Tunderbluff halkı çadırın etrafına toplanmıştı. Sağ eli ile uzun, dikkatle örülmüş sakalını baştan aşağıya okşadı. Sonra halka baktı;
-Ben! Kan Toynağı Taurenlarının Yüksek Şefi, Tunderbluff İmparatoru, ismini asil Cairne’den alan Cairne Güneşkalkan! Bizden zorla alınan topraklarımızı almak için otağımı Gümüş Taht’a taşıyacağım. Beni kendine şef seçen sizlerden tek istediğim bana destek olmanız. Tıpkı şimdi yaptığınız gibi otağımın etrafında toplanmanız. Benimle yay germeniz! Yemeniz, içmeniz, uyumanız, savaşmanız ve ölmeniz!!! Ben, Yanan Tac’ın (Burning Crown, Bekrai’nin saltanatına verilen isim) tüm inkarlarına rağmen; Toprak Ana’nın evlatları Taurenların İmparator’u Cairne, o taca yanmak nedemekmiş bizzat göstereceğim!!! Kalkın erkek kardeşlerim, kalkın kız kardeşlerim. Yükselin yine Tunderbluff’tan daha yükseklere. Barrens’ten, Stonetalon’a, Toprak Ana ile yürüyelim!!!
-Kan ve gökler adına!!
-Kan ve gökler adına!!
-Kan ve gökler adına!!
-Kan ve gökler adına!!
(Blood and Tunder!!)
…………….
Feralas, Zull’Hak (Troll Başkenti)
-…… ve ben üç çöllerin sultanı, Sinquin’den olma ,Güneş Kral II. Bekrai Kell’Tirion Küleden; seni seferimin ışığında arınmaya çağrıyorum Uluşef Ta’kaur. Karamızrak Trolleri hakları olanı alacaklar, trolller binyılların ardından tekrar hür bir şekilde Feralas’Ta hüküm sürecekler. Güneyin güneşi sizinle olsun. Kan ve gökler adına…
Güneş Kral….
Uzun sarıklı trol elçi mektubu tekrar sarıp Ta’kaur a uzattı. Uluşef mektubu almadı. Elçinin gözlerine baktı. Bir kum trollü idi. Fakir bedeviler gibi giyinmişti. Ama arkasındaki mücevher dolu sandıklar bam başka bir hava veriyordu ona. Yanındaki askere baktı. Asker hemen sandıklara yöneldi. Bir tanesini açtı. İçinden bir altın para alıp şefe verdi. Ta’kaur paraya iyice yakından baktı. Üzerinde bir el vardı. Gümüş Sefer’in (Argent Crusade) amblemine benziyordu. Arkasını çevirdiğinde de, pek yabancı olmadıkları bir hitap yazıyordu, “Zandalari’nin torunlarına…” açıkca bu paralar onlara özel kestirilmişti. Parayı öpüp anlına koydu. Özenle yontulmuş taş tahtından kalkıp diğer altınların yanına koydu. Sonra elçiye döndü;
-Ben Karamızraklar dan Uluşef Ta’kaur…. Güney Güneş’ine yardım için gereceğim yayımı…
……………………….
Stormwind Kalesi
-………….Majesteleri Kral 4. Varian’dan talebim odur ki Parlayan Sefer’için zengin hazielerinden bize yardımda bulunsunlar. Buna karşılık olarak Tawereth düştükten sonra istedikleri her şeye kavuşacaklardır. Stormwind tekrar yükselecektir.
Güneş Kral
Genç Kral Aslan Taht’a küçük yaşta geçmişti. Savaş konularından pek anlamadığı ve de ilgilenmediği için krallığı ticaret üzerine geliştirmişti. Stormwind Arındırması’nın ardından şehir tıpkı yıllar önce orcların yaptığı gibi bir harabeye dönüşmüştü. Halk hanedana daha da sıkı bağlanmıştı. Büyük annesi Kraliçe Alkeri den çok şey öğrenmişti. Ancak ihanetin anlamını babasından öğrenmişti. Prens Varian (III. Varian Jack) annesini öldürme kararını aldıktan sonra 5 yıl kadar beklemişti. Bu arada Krala büyük annesi ile yaşaması için dolu dolu bir beş yul vermiş oldu istemeden. Sonunda harekete geçtiği gece askerler ile birlikte annesinin odasına daldı.
25 yıl önce, Kraliçe Alkeri’nin yatak odası….
Bir asker gelip sehpaya bir tepsi bıraktı ve tekrar yerine geçti. Bir bardak birde çaydanlık vardı tepside. Prens sehpanın yanınaki ikinci koltuğa oturdu. Kraliçe Alkeri her zaman olduğunun aksine busefer bakımlı değildi. Olacakları önceden biliyormuşa benziyordu. Prenste bunu anladı ama bozuntuya vermediler.
-Jack, yeni arkadaşlar edinmişsin, dedi askerleri kastederek.
-Arkadaş? Hayır anne, arkadaşlar beni zayıflatır sadece….(önlerinde yanan ateşe kısa bir süre baktı) Çay içmek ister misin?



Alıntı ile Cevapla
.
tüm bunu yazdıktan sonra bide baştan okuyup yazım hatalarını düzeltirken bişeyler kaçabiliyor 