Aklımda bi hikaye yazmak vardı. Yazdıkça birşeylerin güzel olacağını farkettim ve ilk hikayem olduğu için hayalarım varsa affola. Hikaye bölüm bölüm bu başlık altından yayınlayacağım umarım beğenirsiniz. Ve unutmadan başlangıç sadece tanıtım amaçlı aklımdaki karakterleri daha yazıya dökmedim şuan için vasat olabilir teşekürler tekrardan.
Bölüm 1
Alliance ordusu büyük bi kahramanlığa destan yazıyordu. Demon orduları yaklaşık Alliance ordusundan 3 kat daha büyüktü. General Stone tarafından yönetilen ordu 4. saldırıda tüm umutlarını kaybetmişti. Demon orduları yavaş yavaş Alliance ordularına doğru hızla yaklaşırken general o an yapabileceği tek şeyi yapmıştı.General kılıcını güneşe tutarak '' Işık bize güç ver ve ışığın gücünü reddedenlere gününü gösterelim!'' diye bağırır. Demonlar git gide yaklaşıyorlardı Alliance üyelerinin korkusu gözlerinden ve her geriye attığı adımdan anlaşılıyordu. General'ın ise yüzünde hiç korku yoktu. Işığın ona yardıma geleceğine kesin gözüyle bakıyordu. General yavaşça toprağa doğru eğilir. Sağ eliyle bir avuç toprak alıp diğer eline doğru sürer. Ellerini burnuna doğru götürür ve derin bir nefes alır. Her tarafta korkunç sesler geliyordu. General'e doğru herkes bakıyordu o ise güneşe bakıp gülümsüyordu. Bir anda general'in güneş ile arasına kesik kesik gölgeler girmeye başladı. Herkes kafasını havaya doğru kaldırdı ve gördükleri Gnome & Dwarf hava saldırısı birliğiydi. Herkes sevinç çığlıkları atıyordu. Uçan makineler demonların üstüne bombaları yağdırırken acı ile bağırma çığlıkları alliance üyeleri için daha önce hiç dinlemedikleri ünü bir ahıt gibiydi. Herkes gülümserken general gülümsemeyi kesmişti. General yavaşça öne doğru yürümeye başlamıştı yüzünde korku dolu bi ifade vardı. Gözleri sonuna kadar açılmıştı sessiz bir şekilde ''ışık kayboluyor'' demişti. Onun yanında olan kişiler kimse buna anlam verememişti. Herkes ileriye doğru baktı karanlık birden tüm savaş alanını çemberi altına almıştı. Sanki onlardan olmayan bi gölge ise general'e doğru hızla geliyordu. General bağırarak '' herkes geri çekilsin çabuk geri çekilin!'' diye bağırır. Ne olduğunu anlamayan alliance birlikleri hızla kaçmaya başlamıştı. Gölge bi anda general'in göğsüne doğru saplanmıştı ve oracıkta general yere yıkılmıştı. Bazı askerler general'e doğru yardıma gitmişti fakat onlarda gölge ile kaybolup gitmişti. Ogün sadece 7 asker hayatta kalabilmişti...
Goldshire Günümüz
Goldshire kasabasında küçük bir klube'de yaşıyan genç mage Arshkoz günün yarısını büyünün gücüne olan tutkusunu geliştirmek için harcıyordu. Genç olmasına rağmen beyaz saçları ve daha önce görülmemiş bir göz rengine sahipti bu fiziksel değişiklikler yüzünden diğer insanlar tarafından dışlanmış ve kendini büyüye vermişti. Herşeyi çabuk kavrıyordu ama onun tek istediği kendisini değiştirmekti. Kendine yeni bir kimlik yaratmaktı. Bazı iksirler geliştirmişti fakat bunlar kısa süreliğine işe yarıyordu. Tek dostu küçük ve çelimsiz bi siyah kediydi.Oda genç mage gibi dışlanmış çirkin bir kediydi. Günün büyü eğitiminden kalan zamanında kedisiyle zaman geçiriyordu. Genç Mage'in çocukluğundan beri tek değişilmez tutkusu Elwynn Forest'un kuzey kısmına kalan dağa çıkıp şelalenin kesiştiği yere kamp yapmaya bayılıyordu sessizlik rahatsız edilmeme ve balık tutmak onun için büyük bir keyifti. Tuttuğu balıkları kedisiyle beraber yiyip günün geri kalanından şekerleme yapıyordu.
Sabahın ilk ışığıyla gözlerini Arshkoz yavaşça yatağından kalkıp göle doğru yürümeye başlar. Doğanın sesi öylesine dolu birgündüki adeta kuşlar, böcekler ve vahşi hayvanlar büyük bir ahıt yakıyordu. Yolda yürürken etraftaki çiçekleri inceleye inceleye yürüyen Arshkoz gözlemlerini bir kağıda not ediyordu. Doğanın büyüsünün sihrine kapılan Arshkoz güzel olan herşeyin büyüden etkilendiğini söylerdi. Göle vardığında Murlock köylerini inceleyen genç Mage aynı zamanda balık tutup gözlemlediklerini not ediyordu. Doğanın güzelliği genç Mage'e huzur vermişti yavaşça çimlere doğru uzanıp gözlerini güneş ışığının vurduğu yerde doğru çevirip gözlerini kapatmıştı.Parmaklarını ensesinde birleştirmiş kestirmek için kendine güzel bi yastık yapmıştı. Yavaş yavaş nefes alıp verip doğanın eşsiz kokusunu tüm ciğerlerinde hissediyordu. Gözlerini tekrar açtığında her tarafın karanlığa çevrildiğini gören mage eve doğru yürümeye başlamıştı. Bu kadar çok uyuduğuna anlam veremeyen genç mage Arshkoz eve doğru gittiğinde gün ışığının hala Goldshire'da olduğunu farketti. Şok olan Arshkoz göle doğru tekrar hızla koşmaya başlamıştı. Asasını yere vurarak yapay bi ışık yaratmıştı ve gölün suyunun kana çevrildiğini ve etrafındaki tüm Murlockların öldüğünü farketti. Su'dan yavaş yavaş birşeylerin ortaya çıktığını sezen genç mage arkasına bile bakmadan diğerlerini uyarmak için Goldshire'a doğru koşmaya başlamıştı.


Alıntı ile Cevapla

